Prof Dr Metin Ozata
GUATR TIROID ENDOKRIN DIYABET ZAYIFLAMA DIYET
Ana Sayfa      DIYET      LAHANA DIYETI


LAHANA DİYETİ
PROF DR METİN ÖZATA


LAHANA ÇORBASI DIYETI ZAYIFLATIR MI?

Son zamanlarda internette yurtiçi ve yurtdışında lahana çorbası diyeti ile zayıflamanın mümkün olduğuna dair yazılar ve lahana kapsulleri populer olmuştur.

Şurası bir gerçek ki bu konuda yapılmış klinik bir araştırma ve bilimsel bir veri yoktur.
Lahana çorbası diyetinde bir hafta boyunca limitsiz olarak lahana çorbası içilmesi önerilmekte ve bir haftada 7-8 Kg verildiği iddia edilmektedir. Eğer bu diyetle bir haftada 7-8 Kg veriliyorsa bu verilen kilolar bir haftada verilen su kaybından başka bir şey değildir. Kalıcı kilo kaybı oluşmaz. Sonra tekrar kilo alırsınız.

Bir kişinin yarım kilo vermesi için fazladan 3000-3500 kalori harcaması gerekir. Bunu gerçekleştirmek için az yemeli ve fazla spor yapmalıdır.

Bu diyette genellikle lahana, domates, yeşil biber, havuç, soğan, mantar ve meyve suları vardır. Bu çorbadan günde bir kase içmek faydalı olabilir ancak sınırsız olarak tüketmek sağlığa zarar verebilir.

Bu diyetin en önemli sakıncası içinde protein ve karbonhidrat olmamasıdır. Bu diyet özellikle Şeker Hastalarında zararlı olabilir. Yeteri kadar besin içermeyen bu diyet ile vücutta bir çok rahatsızlıklar oluşabilir. Bu şekilde bir beslenme ile ilk hafta su kaybından dolayı kilo verseniz bile eski beslenmenize donunce kiloları çabucak alırsınız. Bir diyetin sağlıklı olması onun devam ettirilebilir olmasına bağlıdır. Lahananın fazla alınması da ayrıca gaz yapar. Bu tur diyetlerle verilen kilolar çabucak geri alınır.

Bunun yanında günlük beslenmede lahana kullanmak faydalıdır. Lahana da lif yani posa, C vitamini, anti-kanserojen maddeler, folik asit ve A vitamini vardır. Bir bardak kadar pişirilmiş lahanada 20-30 kalori vardır. Lahana kalorisinin az olması ve doygunluk vermesi nedeniyle tercih edilebilir. Ancak hergün lahana veya çorbası yemek dengesiz beslenmeye ve hastalıklara davetiye çıkarır.

Zayiflayamamanin altinda yatan nedenler insulin hormon yuksekligi, tiroid-guatr hastaligi, yumurtalik kistleri-polikistik over, prolaktin hormon yuksekligi gibi hormon bozukluklaridir.. Bunlarin degerlendirilmesi yapilmadan ve tedavi edilmeden kilo veremezsiniz.

EN SAĞLIKLI DİYET GLİSEMİK İNDEKS DİYETİDİR

Zayıflamak isteyen kişilerin glisemik indeksi (Gİ) düşük gıdalarla beslenmesi gerekir. Glisemik indeksi (şeker yükü) yüksek olan gıdalar yani rafine edilmiş şekerler, nişastalı yiyecekler, baklava, börek, reçel ve patatesin çok az yenmesi gerekir. Kişilerin her gıdanın glisemik indeksini ayrı ayrı bilmesi çok zor ise de, zayıflamak isteyen bir kişinin bazı gıdaların bu özelliğini bilmesi gerekir. Her türden şeker, bal, reçel, muhallebi ve keşkül gibi sütlü tatlılar, baklava ve kadayıf gibi irmikli ve unlu tatlılar, meşrubatlar, çikolata, bazı meyve suları, meyve kompostoları, bira, tatlı kekler, kurabiyeler, bisküviler ve tatlı pudingler fazla miktarda basit karbonhidrat (şeker) içerirler ve glisemik indeksleri (şeker yükü) yüksektir. Bu tür şekerlerden uzak durulmalı, beyaz ekmek, beyaz pirinç ve patates gibi şeker yükü fazla olan gıdalar az tüketilmelidir. Tüketilmesi önerilen düşük şeker yüklü gıdalar ise, yulaf, kuru baklagiller, kepek ekmeği ve tam buğday ekmeğidir.

Cabuk sinirlenme, terleme, depresyon, huzursuzluk, acikma, tatli istegi varsa ve diyetle kilo veremiyorsaniz insulin hormonunuz bozuktur. Diyetle kilo verseniz bile hizla kilo alirsiniz. Bu durumun tedavisi uygun ilaclarla yapilabilmektedir. Once hormon analizi yaptirmaniz gerekir. Piyasada veya internette satilan zayiflama haplari, bitki, sebze ve meyve haplari yerine once hormonlarinizi olcturun. Kilolu kisilerin hemen hepsinde hormon bozuklugu vardir. Bunun saptanip tedavi edilmesi gerekir. Aksi taktirde uygulayacaginiz diyet veya kullanacaginiz luzumsuz haplar sizde kilo kaybi yapmayacaktir.

Glisemik İndeksle İlgili Bazı Pratik Noktalar:

Karbonhidratları seçerken düşük glisemik indeksli olanları seçmek gerekmektedir.
1.Rafine karbonhidratlar yani beyaz un ve rafine tahıldan yapılmış karbonhidratlar yüksek glisemik indekslidir.
2.Beyaz ekmek yüksek glisemik indekslidir.Tam buğday veya kepek az GI’lidir.
3. Diyetteki lif oranı artınca GI’i azalır.
4.Karbonhidrat içinde amiloz ve amilopektin vardır. Amilopektin fazlaysa kan şekeri daha çok artar Amilopektini fazla olanlar ekmek, beyaz patates, beyaz un, amiloz içerenler ise tam tahıllar,hububatlar ve tatlı patatestir.
5. Rafine olanlar rafine olmayanlardan daha fazla glisemik indeksi artırır. Rafine demek işlenmiş fabrikaya girmiş gıda demektir. Rafine olan karbonhidratlar beyaz ekmek, beyaz pirinç, kurabiye,meyve suları, şekerlerdir. Rafine olmayanlar doğal halde bulunanlar olup GI’i düşüktür. Bunlar daha fazla lif veya posa içerir. Örnek olarak sebze meyve, badem, ceviz, bezelye verilebilir.

Düşük Glisemik İndeksli Beslenmenin Faydaları

Yüksek glisemik indeksli (GI) yiyecekler, düşük GI yiyeceklere göre tokluk kan şekerinde ve yemek sonrası 2 saatlik kan şekeri cevabında daha çok artışa neden olurlar. Dünya Sağlık Örgütü sağlıklı yaşam için nişasta içermeyen polisakkaritlerden oluşan, düşük GI’li karbonhidrat ağırlıklı diyetin (Enerjinin %55’inden fazlası karbonhidrattan) tüketilmesini desteklemektedir.

Besinlerin kısa süreli doyurucu etkileri incelendiğinde düşük GI’li besinlerin yüksek olanlara göre daha doyurucu olduğu bulunmuştur. Yüksek GI ‘li öğünler, düşük GI’li öğünlerle karşılaştırıldığında yemek sonrası dönemde, kan şekerinde daha fazla yükselme ve düşmeye ve insülin düzeylerinde daha fazla artışa sebep olurlar. Sonuç olarak ileri saatlerde yağ asitlerinde ve kan şekerinde daha fazla düşüşe ve acıkmaya neden olurlar. Düşük GI li gıdalarla ise insülin fazla yükselmediğinden kan şekeri fazla düşmez ve açlık olmaz.

Düşük GI’li besinlerin tüketilmesinin obez çocuklarda vücut kitle indekslerinde (kilolarında) daha fazla azalmaya neden olduğu bildirilmiştir.
Düşük GI’li diyetin obezite, kolon kanseri ve meme kanseri gelişiminde de koruyucu olduğu gösterilmiştir Düşük GI’li ve yüksek lifli besinler diyabetli bireylerde tokluk kan şekeri ve kilo kontrolünde düzelmeye yol açtığı için Kanada Diyabet Derneği, Avustralya Diyetisyen Cemiyeti, Avrupa Diyabet Çalışma Cemiyeti tarafından önerilmektedirler.
Glisemik indeksi düşük gıdalarla beslenince insülin hormonunda azalma ve enerji artması oluştuğu gibi yağ depolanması azalır ve mevcut yağlar yakılmaya başlar. Sonuçta da kilo kaybı oluşur. Düşük GI’li beslenme kilo kaybını 2 mekanizmayla yapar:
1. Doygunluğu artırarak
2. Yağların yakılmasını artırarak

Düşük GI’li gıdalar yüksek GI’li gıdalara göre daha uzun süre tok tutarlar ve bu nedenle sonraki öğünde daha az yemeyi sağlarlar. Bir yemekteki GI oranını % 50 artırdığınızda doygunluk hissinde % 50 azalma olmaktadır. Doygunluk hissindeki bu artış bağırsaktan salgılanan kolesistokinin hormonunun düşük GI li diyetle daha fazla artış göstermesine bağlıdır.

Diğer diyetlere karşılık bu Gİ diyetinin faydalı olmasının nedeni insülin direncini kırmasıdır. 1200 kalorinin altında diyet yapmak insülin direncini arttırır ve kilo aldırır. Kilo vermek için acıkmanın ve tatlıya saldırmanın önlenmesi gerekir. Bunun yolu da düşük glisemik indeksli gıdalarla beslenmekten geçmektedir.

Diyetteki yağı azaltmakla veya toplam kaloriyi çok azaltmakla veya karbonhidrat miktarını çok azaltmakla açlık hissi baskılanamaz ve tekrar kilo alırsınız. Düşük glisemik indeksli beslenmede aç kalma veya özel bir beslenme şekli, yani bir gıdaya dayalı beslenme, yoktur.

Düşük glisemik indeksli beslenme ile
1. Yemeklerden sonra oluşan uyku basması, öğleden sonraları oluşan enerji kaybı, halsizlik yok olur. Enerji kaybı veya halsizlik yemek sonrası oluşan insülin ve şekerdeki dalgalanmalardan kaynaklanmaktadır. Beyine yeterli glukoz geldiğinden konsantre olursunuz. ve yorgunluğunuz ortadan kalkar.
2.Tip 2 diyabet, kalp hastalığı, tansiyon, depresyon ve bazı kanserler önlenir.
3.İyi uyku uyursunuz.
4. Acıkma nöbetleri azalır ve kalkar

Normalde acıkma vücudun yemek ihtiyacı olunca ortaya çıkan bir durumdur. Ancak acıkmanın vücudun ihtiyacı olmadığı zamanlarda oluşması normal değildir. Bu nedenle de ihtiyaç olmadan yemek yenildiği için kilo alınır. Normal olmayan bu acıkma atakları kandaki insülinin dalgalanmasından oluşur. Yüksek Gİ’li karbonhidrat yenince kan şekeri ve insülin hızla yükselir ve sonra kan şekerini hızla normalin altına indirir ve tekrar acıkma oluşur. Tekrar tatlı bir şeyler yerseniz aynı durum tekrar eder gider. Eğer bu acıkmalar sırasında yüksek GI’li gıda yerine düşük GI’li gıda yenirse acıkma nöbetleri azalmaya başlar.

Acıkma ataklarını stres de artırabilmektedir. Stres artınca tatlı gıdalara yönelme olmasının nedeni beyindeki serotonin denen mutluluk hormonunun bu gıdalarla artması yüzündendir. Stresle artan kortizol hormonu da serotonini azaltmaktadır. İyi uyuyamayan kişilerde de acıkma atakları olma nedeni serotonin azlığındandır